Mi’rac’in Hediyeleri

Mi’rac’in Hediyeleri

“Ben mi’racdan daha guzel bir sey gormus degilim” diyen Peygamberler Sultani,

Mi’rac yuceliklerinden –âdeta bir vefa duygusuyla– geri donerken yaninda

ummetine cok buyuk hediyeler getirmistir.

Birincisi: Bes vakit farz namazi getirmistir. Ihsan suuruyla kilinan namazlar, ummetin mi’rac asansorleri olacaktir.

 Ikincisi: “Âmenerrasûlu” diye bilinen âyetleri getirmistir. (Bakara, 285–286).

Ucuncusu: Isra Suresi’nin 22–39. âyetlerinde bahsedilen 12 adet Islâm prensibini getirmistir.

Dorduncusu: Allah’a hicbir seyi ortak kosmadan olen kimselerin gunahlarinin affedilecegi ve

Cennet’e girecekleri  mujdesini getirmistir.

Besincisi: Iyi amele niyetlenen kisiye –onu yapamasa bile– bir sevap; eger yaparsa on sevap yazilacagi;

fakat kotu amele niyetlenen kisiye –onu yapmadigi muddetce– hicbir gunahin yazilmayacagi;

ancak isledigi zaman da sadece bir gunah yazilacagi mujdesini getirdi.

Bir diger hediye de, Mi’rac gecesi Allah ile karsilikli selâmlasma ve sohbetlerinden bazi sozleri getirmistir ki

et–Tahiyyâtu diye meshur olan bu sozler, butun namazlarda tesehhutte otururken okunmakla

Mi’racda Allah ile Habibi (sas) arasindaki o kutsî sohbeti hatirlatmakta ve

benzerî bir mukâlemeye namaz kilani mazhar etmektedir.

Mukâleme : Konusma

*********************************************

Mubarek Mi’rac Kandilinizi tebrik eder,

Rahmet-i Sonsuzdan tum islam ve insanlik alemine

hayirlar getirmesini niyaz ederiz.

*********************************************

Nazlım,Niyazlım,Namazım ! Niye Terkettin Beni..?

Bekledim… Baktım ki geldiğin yok… Dedim hele şuna bir mektup yazayım… Hâlimi anlatıp, “Gel!” diye yalvarayım… De hele, neye gücendin? De hele, niye bıraktın beni?
Hakkını veremedim hiç tamam… Bir zamanlar hiç unutmazken buluşacağımız vakti, sonraları unutur oldum… Bazen yük geldiğin oldu bana… Seni beklerken, eski heyecanım kalmadı… Sana aşkla bakamadım… Seni ilgisiz bıraktım… Ettim bir eşeklik! Ama be canım, ne demeye uydun sen bana! Ne demeye çekip gittin!? Devamı »

Namazı Seviyor musunuz?

Kendi kendimize şöyle bir düşünüp soralım ve samimi olarak cevap verelim; Bir Müslüman olarak namazı sevebiliyor muyuz? Her zaman için namazı seven bir insan mıyız? Namaz vakti gelse, ezan okunsa, namaz kılsam, canım namaz kılmak istiyor diyor muyuz hiç?
Midemizin açlık hissettiği ve bir şeyler yemek istediği gibi günün belirli vakitlerinde namazın açlığını hissedip namaz kılma arzusu geliyor mu içimizden? Karnımız iyice acıktığı zaman yanımızdakilerin konuştuklarını anlamaz duruma gelerek aklımızı yemeğe taktığımız gibi, namaza olan açlığımızdan dolayı da aynı durum meydana geliyor mu, kafamızı namaza taktığımız oluyor mu?
Bazen canımız bir şey istediğinden dolayı belirli bir öğün olmadığı halde mutfağa girip bir şeyler atıştırdığımız gibi, farz olan vakitlerin dışında gönlümüz namaz kılmak istiyor mu, durup dururken iki rekât namaz kıldığımız oluyor mu? Sözü uzatmadan söyleyelim; Allah Teala ile beraber olmayı arzu ediyor muyuz?
Ezan sesi bizde nasıl bir etki yapıyor, ezanı duyduğumuzda çok müthiş bir müjdeli haber almışçasına gözlerimizin ışığı parıldıyor mu? Ezanın sözlerini tahlil ettiğimiz oluyor mu, tekbirler, tevhidler ve şehadetler kulağımıza ulaştığında ruhumuzun derinliklerine kadar ulaşıyor mu?
Biraz sonra Allah Teala ile beraber olacağım, rabbimin huzuruna varıp samimi bir şekilde kendimi Ona arz edeceğim. Onun kelamını Ona okuyacağım ve O da beni dinleyecek. Her taraftan üzerime çullanan ve içerisinde boğulduğum atmosferden kurtulacağım, beni boğmaya çalışan şu karanlıktan sıyrılacağım, hepsini arkama atacağım, beni yaratanın huzuruna varacağım, Onunla yüz yüze geliyor gibi olacağım, Ona halimi arz edeceğim. Şu anda ne kadar mutluyum, ne güzel…
Evet, bu ve benzeri duygu ve düşünceler geçiyor mu içimizden? Samimi olarak cevap verelim.
Sonra bu düşüncelerimiz bir bir gerçekleşiyor mu? Yani Allah Tealanın huzuruna vardığımızda Onunla gerçekten sağlıklı bir bağlantı kurabiliyor, beraber olabiliyor muyuz? Bunun en önemli belirtisi olarak da Onunla olan bu beraberliğimizi uzatmak istiyor ve uzatıyor muyuz? Kıyamımızı, kıraatimizi, rükûmuzu, secdemizi ve son oturuşumuz, yani her bir rüknü kendi içersinde uzatıyor muyuz? Evet, sırf Allah Teala ile beraberliğimizden dolayı uzatabiliyor muyuz rükünlerimizi, yani namazımızı???

MEHMET GÖKTAŞ

Hayattaki Son 3 Günüm

 

Hayattaki son 3 günüm

2 gün geçti aradan, o korkunç rüyayı ilk kez göreli. Görüpte hayatımı değiştireli.

Her gün olduğu gibi o gün de işten çıkmıştım. Çok yorgundum. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra yorgunluğumu gidermek için yarım saatlik kestirme iyi gelir diye düşündüm. Yorgunluğumdan olsa gerek, uyuya kalmışım. Uykumda öyle bir rüya gördüm ki adeta gerçek gibiydi. Beni çok etkilemişti gerçekten.

Yarın 31 yaşına giriyorum. Bunu söylüyorum çünkü rüyamda gece vaktinde mezarlıkta bir şeyler arar gibi telaşlı bir şekilde dolaşıyordum. Uzaklarda bir mezar gördüm. Mezarın kime ait olduğu uzaktan belli olmuyordu. Yanaşmaya başladım. Bir de ne göreyim. Mezar taşı üzerinde yazan isim ve soyisim aynıydı benimkiyle. Deyim yerindeyse gözlerim yerinden fırladı. O şaşkınlıkta bir an için mezar taşında yazan yazıları okuyamaz oldum. İsim ve soyismin altında rakamlar gördüm ama bakmaya cesaret edemedim. Sakinleşinceye kadar gözlerimi kapattım ve bir andanda korkuyla düşünüyordum. Ya gerçekten düşündüğüm gibiyse, ya o mezar gerçekten benim mezarımsa diye. İlk kez böylesine korkmuştum. Ama daha sonra dünyada sadece ben miyim bu isme sahip olan diye kendimi teselli etmeye başladım. Biraz rahatlayınca gözümü yavaş yavaş araladım. Birde ne göreyim. Doğum tarihi de benim doğum tarihime uyuyor. Ölüm tarihi ise 31. doğum günüm. Yani 3 gün sonra. İşte o anda ilk defa ölüm korkusunu hissettim. Hem de böyle deşşet verici bir şekilde. Daha otuz birime bile girmemiştim. Annem bana namaz konusunu açtığında ben hep yaşım daha erken, daha çok zamanım var deyip kapatırdım bu konuyu. Ölümün böyle ansızın geleceğini bilemezdim ya. Allah’a hamd olsun ki ailem çok temiz bir aileydi. Ben de ben iyi bir insan sayılırdım. Ramazan aylarında oruçlarımı tutardım. Küçüklüğümde bir sene kadar namaz kılmıştım ama sonra ne olduysa şeytana yenilip namaz kılmaz oldum. Nasıl olur diye düşündüm, korkumdan yüzüm bembeyaz olmuştu. Hem daha yaşım çok gençti ölmek için. Daha kılınacak kaza namazlarım vardı. Ben o namazları kılmadan nasıl ölebilirdim ki? Sözde müslümanım desem de İslamın 5 farzını yerine getirmeden nasıl ölebilirim ki? Hem daha etmem gereken tövbeler vardı. Keşke dedim, keşke bir anlık dünya menfaatleri için şeytanla el birşiği yapmasaydım. Şimdi çok pişmanım. Biliyorum, ölen her Allah’ın kulu ölümden sonra pişman olacaktır. Bazıları sevaplarının daha fazla olmasını istedikleri için, bazıları ise benim gibi Allah’ın emirlerini yerine getirmedikleri için. Korkum bu düşüncelerle daha da artmaya başlamıştı. Keşke annemin sözünü dinleseydim de namazlarımı zamanında eda etmiş olsaydım. Ne kadarda doğru. Gerçekten de insan iş işten geçtikten sonra anlıyor. İnsan ortalama 70 yıl süren ezeli dünya hayatını, ebedi süren bir Cennet hayatına değişiyor. Ortalama 70 yıl dedim ama o da garanti değil ki! Bak bana, genç denilecek yaşta ölüme hazırlanıyorum. Nerde kalmıştık? Rüyamı anlatıyordum değil mi? Mezar taşında ölüm tarihimi gördükten sonra yere kapanmış ağlayarak dua ediyorum Allah’a. Allah’ın en merhametli olduğunu bildiğim için. Allah’ın bağışlaması çok olan ( Gaffar ) olduğunu bildiğim için.  Allah’ın bana bir şans daha vermesi, en azından bağışlaması için dua ediyordum. Derken birden yatağımdan fırladım. Çünkü o haldeyken dünyaları ona değişebileceğim bir ses geldi kulağıma. Ezan sesi. Ne de özlemişim ben o sesi. Direk yatağımdan kalkıp abdest aldım ve iki sokak önümüzde olan caminin yolunu tutmum koşarak. O anda 10 kilometre uzakta olsa da yine giderdim camiye uzun zamandan beri kılmadığım namazımı kılmak için. Son ümidimdi namazlar. Son Günlerimi namaz kılarak ve Kur’an-ı Kerim okuyarak geçiriyorum. 2 günden beri 3 kere  bayıldım. Doktora gitmedim çünkü biliyorum nedenini.

Bu mektubu insanların da benim düştüğüm hatalara düşmemeleri için yazıyorum. Arkadaşım, Allah’u Teala’ya söz ver ve namaz kılmıyorsan bir an önce kılmaya başla ve İslam’ın şartlarını yerine getir. Bu insanların sandığı kadar zor birşey değil. Eğer İslam’ın şartını yerine getirip, namaz da kılıyorsan bir kez daha şükret Rabbi’ne. Bilki dünyada senden daha şanslısı yok.

Selametle, Kadir Akbaş, 7. Mart 2011

Not: Bu yazı hayal ürünüdür. Bu yazıda adı geçen şahsın gerçek kişilerle hiç bir ilgisi yoktur.

Sizce de İlginç Değil mi?

>insan eğerki 10 milyonu sadaka verecek olsa bu
>miktarı çok bulur ama 10 milyon ile mağazadan birşey
>almaya gitse alacak birşey bulamaz…
>…
>insan 10 dk zikir edecek olsa bu zamanı çok
>bulur ama bir film veya maç olsa bir buçuk saatlik
>zaman onun için hemen geçiverir…
>…
>bir futbol maçının uzaması insanın hoşuna
>gider ama Cuma namazında hutbenin birkaç dk uzaması
>hiç de hoşuna gitmez…
>…
>insan duyduğu dedikoduya hemen inanır ve
>kabullenir ama kesin doğru olduğunu bildiği birşeyi
>inat ederek hemen kabullenmez…
>…
>insan modayı her an takip eder ama
>Peygamberimiz () sünnetini bilmez veya
>bilsede uygulamaz…
>…
>insan camide bir saat ibadet ederek vakit
>geçirecek olsa onun için zaman geçmek bilmez ama
>bilgisayar başındayken zaman onun için çabucak geçer…
>…
>insan namaz kılarken,ibadet esnasında dünyevi
>konuları düşünmeyi sever ama normalde manevi şeyleri
>düşünmekten kaçınır…
>…
>insana bir sureyi veya surenin anlamını okumak
>zor gelir ama bir romanı okumak onun için kolaydır…
>…
>insan konserde ilk sıralarda olmak için çaba
>sarfeder ama camide ilk sıralarda olmak için çaba
>sarfetmez. Aksine namazın sonunda hemen çıkıp gideyim
>diye son sıralarda olmak ister…
>…
>bir ayet yada hadis ezberlemek insanın zoruna
>gider ama müzik listesi top 10\’da olan şarkıların
>hepsini ezbere bilir…
>…
>insan İslami konuları dinlemeyi ve anlatmayı
>zor bulur ama dedikoduları dinlemeyi ve anlatmayı çok sever…
>…
>insan CENNET’e gitmeyi ister ama hiçbir şey yapmadan…
>
>Sizce de ilginç, değil mi?
>

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.