Archive for Haziran, 2007

Hayattaki Son 3 Günüm

 

Hayattaki son 3 günüm

2 gün geçti aradan, o korkunç rüyayı ilk kez göreli. Görüpte hayatımı değiştireli.

Her gün olduğu gibi o gün de işten çıkmıştım. Çok yorgundum. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra yorgunluğumu gidermek için yarım saatlik kestirme iyi gelir diye düşündüm. Yorgunluğumdan olsa gerek, uyuya kalmışım. Uykumda öyle bir rüya gördüm ki adeta gerçek gibiydi. Beni çok etkilemişti gerçekten.

Yarın 31 yaşına giriyorum. Bunu söylüyorum çünkü rüyamda gece vaktinde mezarlıkta bir şeyler arar gibi telaşlı bir şekilde dolaşıyordum. Uzaklarda bir mezar gördüm. Mezarın kime ait olduğu uzaktan belli olmuyordu. Yanaşmaya başladım. Bir de ne göreyim. Mezar taşı üzerinde yazan isim ve soyisim aynıydı benimkiyle. Deyim yerindeyse gözlerim yerinden fırladı. O şaşkınlıkta bir an için mezar taşında yazan yazıları okuyamaz oldum. İsim ve soyismin altında rakamlar gördüm ama bakmaya cesaret edemedim. Sakinleşinceye kadar gözlerimi kapattım ve bir andanda korkuyla düşünüyordum. Ya gerçekten düşündüğüm gibiyse, ya o mezar gerçekten benim mezarımsa diye. İlk kez böylesine korkmuştum. Ama daha sonra dünyada sadece ben miyim bu isme sahip olan diye kendimi teselli etmeye başladım. Biraz rahatlayınca gözümü yavaş yavaş araladım. Birde ne göreyim. Doğum tarihi de benim doğum tarihime uyuyor. Ölüm tarihi ise 31. doğum günüm. Yani 3 gün sonra. İşte o anda ilk defa ölüm korkusunu hissettim. Hem de böyle deşşet verici bir şekilde. Daha otuz birime bile girmemiştim. Annem bana namaz konusunu açtığında ben hep yaşım daha erken, daha çok zamanım var deyip kapatırdım bu konuyu. Ölümün böyle ansızın geleceğini bilemezdim ya. Allah’a hamd olsun ki ailem çok temiz bir aileydi. Ben de ben iyi bir insan sayılırdım. Ramazan aylarında oruçlarımı tutardım. Küçüklüğümde bir sene kadar namaz kılmıştım ama sonra ne olduysa şeytana yenilip namaz kılmaz oldum. Nasıl olur diye düşündüm, korkumdan yüzüm bembeyaz olmuştu. Hem daha yaşım çok gençti ölmek için. Daha kılınacak kaza namazlarım vardı. Ben o namazları kılmadan nasıl ölebilirdim ki? Sözde müslümanım desem de İslamın 5 farzını yerine getirmeden nasıl ölebilirim ki? Hem daha etmem gereken tövbeler vardı. Keşke dedim, keşke bir anlık dünya menfaatleri için şeytanla el birşiği yapmasaydım. Şimdi çok pişmanım. Biliyorum, ölen her Allah’ın kulu ölümden sonra pişman olacaktır. Bazıları sevaplarının daha fazla olmasını istedikleri için, bazıları ise benim gibi Allah’ın emirlerini yerine getirmedikleri için. Korkum bu düşüncelerle daha da artmaya başlamıştı. Keşke annemin sözünü dinleseydim de namazlarımı zamanında eda etmiş olsaydım. Ne kadarda doğru. Gerçekten de insan iş işten geçtikten sonra anlıyor. İnsan ortalama 70 yıl süren ezeli dünya hayatını, ebedi süren bir Cennet hayatına değişiyor. Ortalama 70 yıl dedim ama o da garanti değil ki! Bak bana, genç denilecek yaşta ölüme hazırlanıyorum. Nerde kalmıştık? Rüyamı anlatıyordum değil mi? Mezar taşında ölüm tarihimi gördükten sonra yere kapanmış ağlayarak dua ediyorum Allah’a. Allah’ın en merhametli olduğunu bildiğim için. Allah’ın bağışlaması çok olan ( Gaffar ) olduğunu bildiğim için.  Allah’ın bana bir şans daha vermesi, en azından bağışlaması için dua ediyordum. Derken birden yatağımdan fırladım. Çünkü o haldeyken dünyaları ona değişebileceğim bir ses geldi kulağıma. Ezan sesi. Ne de özlemişim ben o sesi. Direk yatağımdan kalkıp abdest aldım ve iki sokak önümüzde olan caminin yolunu tutmum koşarak. O anda 10 kilometre uzakta olsa da yine giderdim camiye uzun zamandan beri kılmadığım namazımı kılmak için. Son ümidimdi namazlar. Son Günlerimi namaz kılarak ve Kur’an-ı Kerim okuyarak geçiriyorum. 2 günden beri 3 kere  bayıldım. Doktora gitmedim çünkü biliyorum nedenini.

Bu mektubu insanların da benim düştüğüm hatalara düşmemeleri için yazıyorum. Arkadaşım, Allah’u Teala’ya söz ver ve namaz kılmıyorsan bir an önce kılmaya başla ve İslam’ın şartlarını yerine getir. Bu insanların sandığı kadar zor birşey değil. Eğer İslam’ın şartını yerine getirip, namaz da kılıyorsan bir kez daha şükret Rabbi’ne. Bilki dünyada senden daha şanslısı yok.

Selametle, Kadir Akbaş, 7. Mart 2011

Not: Bu yazı hayal ürünüdür. Bu yazıda adı geçen şahsın gerçek kişilerle hiç bir ilgisi yoktur.

Cennete Girecek İlk Kadın

Hz. Fâtıma bir gün Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm)a:

- Babacığım, kadınlardan cennete ilk önce girecek olan kimdir? diye merakla sordu. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz:

- Falan mahallede, falan evde oturan bir kadın var. Cennete ilk girecek kadın, işte o kadındır, buyurdular. Hz. Fâtıma anamız hayretle:

- Babacığım, o kadın cennete, benden de mi evvel girecek? diye tekrar sordu. Peygamber Efendimiz:

- Evet! Senden de evvel girecek.” buyurdu. Ve şayet isterse, gidip o kadınla tanışabileceğini söyledi.

Hz. Fâtıma’nın o kadın hakkındaki merakı iyice artmıştı. Bu kadın ne yapıyor, nasıl bir amel işliyordu ki, cennete ilk olarak girmeyi hak ediyordu. Bir gün o kadınla görüşüp tanışmak ve onunla konuşmak için evinden çıktı. Kadının evini sora sora buldu ve kapısını tıklattı.

İçeriden yaşlı bir kadın: “Kim o?” diye seslendi. Hz. Fâtıma anamız da kendisini tanıtarak onunla görüşmek istediğini söyledi. Kadın, Peygamber kızının kendisiyle görüşmeye geldiğini duyunca çok sevindi. Kapıyı açmadan içeriden seslendi:

- Ey Resûlullah’ın kızı! Hoş geldin sefalar getirdin! Canım sana feda olsun! Aslında ben de sizinle görüşmeyi çok arzu ediyordum; fakat dışarı çıkmadığım için maalesef ziyaretinize de gelemedim. Şimdi sizin gelmeniz beni çok memnun etti. Fakat kocamdan izin almadan bugüne kadar ben kimseye kapı açmış değilim. Onun için sizden çok özür diliyorum. Ben sizin içeri girmeniz için bu akşam eşimden izin alayım ve yarın görüşelim, ne olur, yarın tekrar buyurun, dedi.

Bunun üzerine Hz. Fâtıma (r.anha) geri döndü. Akşam olunca kadın meseleyi anlatıp kocasından izin aldı. Ve ertesi gün, Hz. Fâtıma o kadınla görüşmek için tekrar geldi. Bu sefer yanında oğlu Hz. Hasan (ra) da vardı. Hz. Hasan o sıralar henüz küçük bir çocuk olduğu için rahat durmamış, annesi mecburen onu da yanında getirmek zorunda kalmıştı.

Kadının evine geldi ve kapısını çaldı. Tabiî kadın içeriden Hz. Hasan’ın sesini duymuştu. Hz. Fâtıma’nın yanında bir çocuk bulunduğunu fark edince çok üzüldü. Hz. Fâtıma’ya:

- Ey Fâtıma! Ben kocamdan yalnız sizin için izin almıştım. Çocuk için izin almadığımdan dolayı onu içeri alamam. Ne olur beni affedin. İsterseniz siz buyurun, çocuk dışarıda kalsın. İsterseniz yarın gelin; bu akşam onun için de izin alayım, dedi.

Hz. Fâtıma ikinci defa içeri giremeden geri döndü. Ve üçüncü gün tekrar kadına gitmek üzere çıktı. Hikmet-i ilâhî bu sefer Hz. Hüseyin’i (ra) de yanına almak zorunda kalmıştı. Tabiî kapıyı çaldığında, kadın Hz. Hüseyin’in de olduğunu öğrenince, Hz. Fâtıma yine dünkü durumla karşılaştı. Kadın kocasından onun için de izin alması gerektiğini söyledi.

Hz. Fâtıma (r.anha) dünkü günkü gibi hiç ısrar etmedi. Ve çocuklarıyla beraber mecburen geri dönmek zorunda kaldı. Bir sonraki gün, üçü birden gittiklerinde, kadın kocasından her üçü için de izin almıştı. Kapı açıldı ve içeri girdiler. Kadın binlerce özürler diledi, affını istedi ve Peygamber çocuklarını en güzel şekilde karşıladı ve ağırladı.

Hz. Fâtıma içeriden gelen sese göre kadının gayet yaşlı bir nine olduğunu zannetmişti. Fakat bir de baktı ki, kapıyı açıp kendisini karşılayan kadın hem çok genç, hem de çok güzel bir hanımdı. Hz. Fâtıma hayretle sordu:

- Sizinle dışarıdan konuşurken sesiniz çok değişik geliyordu. Oysa sesiniz hiç de öyle değilmiş, bu nasıl oluyor? dedi. Kadın:

- Sizinle konuşurken sesim dışarı çıktığı için sesimi yabancı bir erkek duyar da günaha girerim, diye ağzıma küçük bir taş parçası alarak konuşuyordum. Şimdi ise o taşı çıkardım, dedi.

Hz. Fâtıma (radıyallahu anhâ), bu cennetlik kadının sözlerinden dolayı çok memnun olmuştu. Nâmahremden sesini bile böylesine sakınan, kocasına da böylesine itaat eden bu kadının, neden cennete evvelâ gireceğini anladı. Onunla bir müddet sohbet ettiler. Bazı konuları konuştular. Bir ara kadın Hz. Fâtıma’ya:

- Ey Resûlullah’ın kızı! Acaba ben kocama karşı vazifemi ifa etmiş oluyor muyum? Onun bendeki hakları sebebiyle Allah Teâlâ kocama itaatsizlikten dolayı beni hesaba çeker mi? Bundan korkuyorum… dedi. (!)

Hz. Fâtıma bu suali tebessümle karşıladı ve babasının yani Peygamber Efendimizin müjdesini kendisine bildirdi:

- Hayır! Sen bilakis babamın, “cennete ilk girecek kadın” diye müjdelediği kimsesin, dedi.

Hz. Fâtıma (r.anha), Resûlullah’ın cennetle müjdelediği bu mübarek kadınla bir müddet daha sohbet ettikten sonra müsade istedi ve oradan ayrıldı.

Sizce de İlginç Değil mi?

>insan eğerki 10 milyonu sadaka verecek olsa bu
>miktarı çok bulur ama 10 milyon ile mağazadan birşey
>almaya gitse alacak birşey bulamaz…
>…
>insan 10 dk zikir edecek olsa bu zamanı çok
>bulur ama bir film veya maç olsa bir buçuk saatlik
>zaman onun için hemen geçiverir…
>…
>bir futbol maçının uzaması insanın hoşuna
>gider ama Cuma namazında hutbenin birkaç dk uzaması
>hiç de hoşuna gitmez…
>…
>insan duyduğu dedikoduya hemen inanır ve
>kabullenir ama kesin doğru olduğunu bildiği birşeyi
>inat ederek hemen kabullenmez…
>…
>insan modayı her an takip eder ama
>Peygamberimiz () sünnetini bilmez veya
>bilsede uygulamaz…
>…
>insan camide bir saat ibadet ederek vakit
>geçirecek olsa onun için zaman geçmek bilmez ama
>bilgisayar başındayken zaman onun için çabucak geçer…
>…
>insan namaz kılarken,ibadet esnasında dünyevi
>konuları düşünmeyi sever ama normalde manevi şeyleri
>düşünmekten kaçınır…
>…
>insana bir sureyi veya surenin anlamını okumak
>zor gelir ama bir romanı okumak onun için kolaydır…
>…
>insan konserde ilk sıralarda olmak için çaba
>sarfeder ama camide ilk sıralarda olmak için çaba
>sarfetmez. Aksine namazın sonunda hemen çıkıp gideyim
>diye son sıralarda olmak ister…
>…
>bir ayet yada hadis ezberlemek insanın zoruna
>gider ama müzik listesi top 10\’da olan şarkıların
>hepsini ezbere bilir…
>…
>insan İslami konuları dinlemeyi ve anlatmayı
>zor bulur ama dedikoduları dinlemeyi ve anlatmayı çok sever…
>…
>insan CENNET’e gitmeyi ister ama hiçbir şey yapmadan…
>
>Sizce de ilginç, değil mi?
>

Zulmün İçende Adalet Tecellisi - Ses Dosyası

Zulmün İçende Adalet Tecellisi Download Linki: Tıklayın

Text Linki: Tıklayın

Tevbe Namazı - Ses Dosyası

Tevbe Namazı - Ses Dosyası Download Linki : Tıklayın

Text Linki: Tıklayın

Sonraki Sayfa »